Fethiye’deki Cinler

Bir akşam Ben ve Bir arkadaşım trompolinde zıplıyorduk gece saat 1.30 veya 2.00 idi önümüze 2 çocuk çıktı cok net gözükmüyodu ben ve arkadaşım koruyorduk . gece 2.00 de cocukun ne işi var diyoduk . ismilerini sorduk bize cevap vermediler bize dikdik baktılar ve bize dogru geldiler . hemen kaçmaya başladık arkamıza bakmadan kaçtık korkuya mezarlıga gitmişiz.sonradan mezarlıktan sesler gelmeye başladı hemen evimize kaçtık o gece aynı evde kalıyorduk yatıgımızda birmize onlar kim diye sormaya başladık. neyseki konu kapanmıştık artık uyumak istiyorduk ki .pencerden taş sesi gibi bir ses geldi arkadaşım pencerenin yanına giti pencereyi açtı ve aşada o 2 cocugun aşada oldugunu söledi korkudan neyapacagımızı bilemedik. ardından arkadaşm korkudan bizde kalmaktan vaz geçti .zaten arkadaşımın evi karşı daire de oturuyorlardı. arkadaşım o kadar korktuki resmen saniyeler içinede evlerine kaçtı . ve o gece bizim en korkunç gecemizdi GERÇEKTEN DOGRU

intihar

Yavaş ve emin adımlarla; ama kararlı yürüdüğü yolda çakıl taşları birer birer ayağını tökezletmeye, boynunu bükmeye, zulmetine biraz olsun revnak katmak cömertliliğini esirgeyerek onu tüm uzviyetiyle alt etmeye çalışıyordu. Düşman, siyah, hunhar çakıl taşları… Engin denizin görünmez ufuklarında zihninin başköşesinde veya kuytusunda kendisine göz kırpan o cani taşlar birer birer denize dökülmeliydi artık.
Yaşamın sancılığı varlığı cılız bir sivrisinek ısırması kadar dahi umurunda değildi. Denize hayran ama bir o kadar da bedbin bakarken geride bıraktıklarını, bırakmak için gösterdiği sarfiyatı bile düşünürken bu girdaptan bir an önce kurtulmak, elbise değiştirir gibi çekip atmak istiyordu. İmkânsızlığın dipsiz ve acımasız kuyusunu tahayyül etmek bile, şefkatli denizin kollarında kendini bulmak için yeterli bir sebepti. Hayata karşı izansız mıydı yoksa hoyrat mıydı? Belki de fazlasıyla munis… Zihnine istif olmuş bu düşünce yığınına direnç göstermek için belki ziyadesiyle muazzam, kıvrak bir zekâya sahip olmak melekesi, ihtiyacı olan tek şeydi. Sahip olmak mı? Hâlihazırda sahip olduğu tek varlığı beyninin her köşesini karış karış kemiren o zalim bir o kadar da mahzun düşüncelerdi. Beyaz bir kâğıt parçasına şefkatli denizin kıyısında yazıp arkasına attığı o karanlık geçim gailesi herzeleri ve kendisini sevdiğini söylediği insanlara karaladığı birkaç ibareyi bile gereksiz buluyordu. Arkasına bakmaktan tedirgin, bir adım öne atmaktan yorgun ve boynu bükük. Takatini ve beynine hücum eden düşünce silsilesini toparlayıp şu dünya dedikleri mekân müsveddesinde biraz daha mı oyalanmalıydı. Yoksa sonsuzluğa doğru atacak adımı çabuklaştırmak için silkinip mavi sulara kendini bırakmalı mıydı? Kafasında bir yığın meçhulât, arkasındaki silüet belki biraz daha tutunması için düşünceler deryasında çırpınmasına işaretti. Gölgesinin cılız kolları semeresiz bir ağacın kupkuru gövdesinde tutunurken kendisine bir şeyler mi aksettirmek niyetindeydi. Yoksa o da alelade gölgeler gibi sadece tesadüfî bir yansıma mıydı? Biçare gölgesi acaba farkında mıydı ucundan da olsa bir yerlerinden tutmaya çalıştığı bu abes, gaddar, elemli hayatın kendini yok edip bitireceğini. Denize atma düşüncesini körükleyen bu hissiyat ve fikriyat geriye adım atmasına mani olacak gibiydi. Bir anda zihninde şimşek gibi parlayan ama ürkütmeyen sempatik bir düşünce beliriverdi. Denizin derinliklerinde de aynı akibet onu beklemeyecek miydi? Kısa süreli bir muhakeme hangi kararın daha makul olduğu sorusuna sevk etti onu. İhtiyat göstermeyip meçhullere doğru adım atmak mı yoksa bütün hengâmesini bildiği o karanlık mekânda yeni ama aşina girdaplara kapılmak mı?

Ama hayır! Yaşamak istemiyordu ayrık. Tek bir adım… Kararını verdi ve…

Acı bir aşk hikayesi

Onca yıldır birlikte okudukları halde, lisenin mezuniyet balosunda ilk defa konuştular. Öyle büyüleyici bir güzelliği vardı ki Eda\’nın, Demir konuştuklarına konsantre olmakta güçlük çekiyordu. Okulda gördüğünde de her zaman başını döndürmüştü bu kız. Alımlı, asil, gururlu bir duruşu vardı. Kumral teni, dümdüz saçları, yosun yeşili gözleri, düz ve hafif kalkık, ince bir burnu, pembe dolgun dudakları ona masum, çocuksu ve aynı zamanda müthiş dişi bir hava veriyordu. Boyu ortalamanın üzerindeydi ve incecikti. Yürüdüğü zaman bir kuğu edası ile süzülüyordu sanki. Küçük yaşlardan itibaren bale yapmış olmasının etkisi hareketlerine ve duruşuna yansıyordu olduğu gibi.

Demir de okulun en popüler erkeği olarak, bronz tenli, simsiyah saçlı, koyu mavi gözleri, sert hatları olan, geniş omuzları ve uzun boyu ile güçlü, yapılı bir gençti. Eda\’nın da dikkatini çekmişti ama egoları onca yıl aralarında bir diyaloğun geçmesine engel olmuştu. İkisi de ilk adımı atma konusunda diğerinden medet umuyordu.

Baloda yenilen Demir oldu çünkü o gece Eda bir başkaydı. Artık bu oyunu daha fazla devam ettiremeyeceğini hissetti genç adam. Balodan sonra onu bir daha göremeyecek olma riskini göze alamazdı. Duymuştu, Eda üniversiteyi İsviçre\’de okuyacaktı.

O gece balonun yapıldığı büyük otelin bahçesinde sabaha kadar konuştular. Meğer paylaşacak öyle çok konuları, o kadar ortak noktaları varmış ki.Ruh ikizleri tabirine birebir uyuyorlardı her halleriyle. Öyle yoğun hisler sarmıştı ki ikisini de birbirlerinin gözleri önünde ama hiçbir iletişim olmadan geçen onca yıla üzülmediler bile. Geleceği birlikte geçireceklerinden emin olarak birbirlerine sarıldılar. Öylece kalakaldılar saatlerce. Ve sabahın ilk ışıklarıyla birlikte, evlerine gidip ailelerine müjdeyi vermek üzere ayrıldılar.

Eda evinin önünde arabadan indiği sırada, yokuş aşağı hızla gelen bir kamyonetin çarpması ile olduğu yerde hayatını kaybederken Demir onu sabaha kadar beklemiş olan annesine daha kapıdan girer girmez hayatının kadını ile karşılaştığını ve hemen o akşam annesi ile tanıştırmak için getireceğini anlatıyordu.

Hayat işte, bazen bir takım şeyleri zamanında yapmak gerekiyor ve eldekiler bir kuş misali uçabiliyor. Hayat sevince ve sevilince güzeldir sevgili dostlar, sevdiğiniz kişilere vakit kaybetmeden sevginizi açın, aşkınızı anlatın. Aşk en güzel, en masum duygudur.

3 Kuzenin Korkunç Anısı :( (+13)

Gece saat 12:50 bn teyzemlerde yatıyordum ev gecekondu idi tabikide yanımda 2 kuzen vardı bide bn tam 3 kişiydik tv. izliyoduk, çekirdek çitiyorduk ve herkes uyumuştu sonra yatakları serdik tam o sırada elektrikler gitti. ve kuzenimn odası tam mutfağın karşısıydı bizde yatakta korkunç şeyler konuşuyorduk kçk kuzenm çokkorktu ve uyudu biz 2 kuzen kaldık en bykleri bndm sonra kuzenm mutfağa dikkatlice baktı ve bnmde dikkatimi çekti bn boşver diyip yattm ve küçük kuzenm kalktı umut ise daha mutfağa bakıyordu bnm tuvaletm gelmiştim ve tuvalet dışarıda olduğuiçin tek başıma çıkamadım umutla beraber çıktık kçk kuzenm uyanmıştı yatakta tekbaşınaydı biz tuvalette gittik giderken bahçede demirlkler vardı ve ordan yani dışardan birisi kuzenm umuta dik dik bakıyordu çok korkunçtu bn bağırdm ve içeri girdim o orada tek Başına kaldı. ve içerideki kuzenm çok korkmuştu mutfaktan ses geldi dedi bn hemn umutu çağırdım ve mutfağa doğru ilerledik hiç bişiy yoktu sonra tam yatağa yatıyım derken mutfağn canımdan 3kere birisi vurdu bn umursamadım birden elektrikler gitti. her yer karanlıktı ve camdan birisi lamba tuttu bn acayipp korktm ve kuzenm çok cesaretli o mutfağa gitti baktı kmse yok tekrar yattı ve tekrar o ışık geldi bn artık teyzemi uyandırdım kocası yatıyordu teyzem cama doğru baktıı ışıklar hala yok ve birisi sim siyah koşa koşa gitti teyzemde kokmuştu kapıları iyice kilitledi ve bizimle beraber yattı ama o gece kmse uyuyamamıştı uyuyamazdıkta o yaşananlar çok korkunçtu yaaa

Gerçek Bir Olay

selam ben yavuz deniz 13 yaşındayım günlerden bir gün dışarda arkadaşlarımla oynuyordum çok eğlemiştik 20.00a kadar oynadık sonra ben eve tek başıma eve dönüyordum eve giderken arkamdan garip sesler geliyordu koşmaya başladım ama o sesler bana yaklaşıyordu yanımda bir çöp kovası vardı hemen arkasına saklandım ve bekledim siyah paltolu bir adam gördüm yüzü yoktu sokaktan geçiyordu. sokakta bir bakal vardı hemen oraya koştum ve olanları anlatım. hemen bakalcıyla arasından koştuk bakalcı arkamdadaydı bir çığlık sesi geldi arkama baktım bakmaz olaydım adamın kafası dağılmış her yerde kan ben o dakikada bayıldım gözümü açtığımda hastanedeydim beni yoldan geçenler görmüş hastaneye getirmişler. ben hemen beni getirenleri çağırdım sordum yanımda bir ceset vardı gördünüzmü dedim yok dediler …………